Tedarikçi, krizi fırsata çevirmeye hazır ama…

 

 

 


Tüm sıkıntılara rağmen yatırıma devam eden ve ihracatta payını artıran otomotiv sektörü, iflas eden Avrupalı rakiplerinden doğan boşluğu doldurmak istiyor.


Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Albert Saydam, otomotivde yaşanan son gelişmeleri aktarırken, sektörün gelecek döneme ilişkin hedefl erini açıkladı. Sektörde küresel çapta yaşanan krizin giderek büyüdüğüne dikkat çeken Saydam, mevcut ortamın Türk tedarikçiler için sıçrama yapılabilecek bir fırsat barındırdığını anlattı. Devletin atacağı bazı adımlarla ana sanayideki ihracat kaybının kapanabileceğini savunan tedarikçiler; KOBİ tanımının genişletilmesi, brüt- net ücret farkının OECD düzeyine getirilmesi ve hammadde üzerindeki ek vergilerin kaldırılmasını talep ediyor.

albert-saydam.jpgKüresel otomotiv sektöründe hammadde krizi nedeniyle yaşanan kayıplar artıyor. Çip teminindeki sıkıntılar devam ederken, magnezyum krizi de etkisini artırıyor. Tedarik zincirinde yaşanan darboğazlar nedeniyle küresel otomotiv sektöründeki kaybın son olarak açıklanan 210 milyar doları da aşabileceği ve 250 milyar dolara ulaşması olası görülüyor. Albert Saydam, Türkiye’de ise bu rakamın 4 milyar doları bulabileceğini söyledi. Bunun yüzde 75’inin ana sanayi, yüzde 25’i tedarik sanayi kaynaklı olması bekleniyor. Saydam, “Nisan 2021’de Avrupa araç üretimindeki artış tahmini yüzde 12 civarındaydı. Ancak şimdi yüzde 1 bile zor görünüyor” dedi. Bu yıl 17 milyon adete yakın araç üretileceği tahmin ediliyor. Bu rakam pandemi öncesi olan 2019 yılında 21 milyon adeti geçiyordu. Türkiye araç üretiminde ise yüzde 3 büyüme öngörülüyor. Saydam, bu rakama ulaşmak konusunda da endişeleri olduğunu söyledi. Türkiye’nin üretim adetleri bazında 2022’de 14. sıraya düşmesi bekleniyor. Türkiye şu anda dünyada üretim olarak 13’üncü, pazar olarak da 17’nci sırada.

İhracatta %50 pay hedefliyorlar

“Küresel otomotiv pazarında ne yazık ki iyi haber yok, her bakımdan hiç olmadığı kadar negatif bir ajandayla karşı karşıyayız” diyen Albert Saydam, Almanya başta olmak üzere Avrupa tedarik sanayinde iflasların yaşanmaya başladığına dikkat çekerken, yaşanan tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye tedarik sanayisinin önünde önemli fırsatlar olduğuna vurgu yaptı. Ana sanayiye göre daha avantajlı olduklarını ve ihracattaki kaybı bir şekilde kapattıklarını ifade eden Saydam, bu sayede Türk tedarik sanayinin toplam otomotiv ihracatından aldığı payın arttığını söyledi. Saydam, “2017’de yüzde 30 olan tedarik sanayi ihracat payı, 2021’de yüzde 41’e çıktı. 2021’de ve 2022’de de daha da artacak. Bunun zaten doğal akışında 42-43’lere çıkacağını öngörüyoruz ancak bu noktada biz adetleri de artırarak, yüzde 50’lere çıkmayı hedefl iyoruz. 15 bin dolarlık aracın yanında 15 bin dolar da tedarik sanayisinin ihracatı olsun” dedi.

Avrupalı firmaların krizi yönetmekte zorlandığını, enfl asyon ve tedarik belirsizlikle mücadelede tecrübeli olmadıklarını ifade eden Saydam, Türk tedarikçilerin ise bu konularda kaslarının güçlü olduğunu belirtti. Saydam, “Biz onlar gibi hantal değiliz. Çeviklik, yılmazlık var bizde. Avrupa’da bir otomotiv tedarikçisinin yönetim kurulu, ‘Bu iş böyle olmaz o zaman biz bu işten çekilelim’ diyebiliyor. Türkiye’de otomotiv tedarik sanayi hep bu tür durumlarda bir çıkış yolu bulmuş” dedi.

Türk tedarikçilerin geçmişte olduğu gibi krizi fırsata çevirerek yurt dışındaki şirketleri de satın alarak büyüyebileceğine işaret eden Saydam, “Mesela Lehman Brothers krizini atlatamayan Alman far üreticisinin kapısında şu anda Türk bayrağı dalgalanıyor. LED far üreticisi ODELO, bu yatırımıyla Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlıyor” diye konuştu. Saydam, küresel otomotiv sektöründe tarihi bir kriz yaşanırken, Türkiye’nin ana sanayi ile bu işten sıyrılmasının zor olduğunu ancak bu açığın tedarik sanayiye odaklanarak kapanabileceğini belirtti. “Saydam, kanun koyuculardan öncelikli beklentilerini şöyle sıraladı:

Sektörün üç talebi var

“3- 4 yıl önce hammadde ve ara mamullere ek vergiler konulmuştu. Bu ek vergilerle bahsettiğim payı artırmak mümkün değil. Diğer yandan brüt – net ücret farklılıkları bizde OECD ortalamasının yüzde 11 üzerinde. Brüt ücret Türkiye’de 100 ise geçen rakam 60, OECD’de bu rakam 70-71. Bu brüt - net yükünü ortadan kaldırmak lazım. Diğer bir talebimiz de KGF konusunda. Bu destekler KOBİ’lere yönelik. Ancak KOBİ’lerin tanımını gözden geçirmek lazım. Almanya’da mesela KOBİ’ler 50 milyon Euro, yani 550 milyon TL ciro’ya kadar olan şirketleri kapsıyor. Bizde ise bu rakam 125 milyon TL. Ancak otomotivde yapılan yatırımlar otomotiv tedarik sanayinde yüksek olmak durumda. Buna göre cirolarımız da farklı. Tüm bu taleplerin hep beraber irdelenip hayata geçirilmesi lazım.”

"İhracat 15 milyar dolara çıkarabilir”

Geçmiş yıllarda yaşanan küresel krizlerden de Türk tedarikçilerin güçlenerek çıktığını hatırlatan Saydam, “Eğer doğru adımları atarsak Türk otomotiv tedarik sanayinin yine bir sıçrama gerçekleştirmesi mümkün. Toplam otomotiv ihracatında 13. sıradan 10. sıraya yükselebiliriz. Yıllık yaklaşık 11-11,5 milyar dolar ihracatımızı iki yıla kadar 15 milyar dolara çıkabiliriz" dedi.

Elektrifikasyon konusunda takvimin sürekli öne çekildiğini vurgulayan Saydam, “2025’lere kadar, takvim çekilmiş durumda. Bu nedenle firmalarımız, krize rağmen yatırım yapıyor. Batarya yatırımları hızlandı. Önceden far üreticisi olan firmamız bile şu anda tamamen elektronik kartlar, elektronik dizgi makineleri, tamamen otomotiv elektroniği ve batarya yönetim sistemlerine yönelik yatırımlar yapıyor” dedi.

Kapasite kullanımı azaldı, çalışana izin kullandırılıyor

Albert Saydam, şu anda otomotiv fabrikalarında pandeminin en yoğun yaşandığı döneme benzer bir durumyaşandığına dikkat çekerek, “Üyelerimizde ciddi anlamda, ne yazık ki, kapasite kullanımında düşüklükler var. Bu, söylediğim gibi neredeyse pandemi dönemindeki olumsuz tabloyla eşdeğer bir duruma gelmiş vaziyette. İzinleri kullandırıyoruz. Kapasite kullanımımızda ciddi bir azalma var. Ama tekrar söylediğimiz gibi, bazı adımlar atılırsa, özellikle ihracatta bu kayıpların kapatılabileceğini tahmin ediyoruz. Bir yandan varoluş savaşı verirken, diğer yandan bu sıçramayı doğuracak bir ortam var” açıklamasını yaptı. Saydam’ın aktardığına göre, küresel otomotiv sektörü 2022’nin yılının çok daha zor bir yıl olacağı görüşünde hemfikir. Saydam, “Belki otomotiv sanayicileri, dünya liderleri ile 2022’de dünya çapında bir kriz zirvesi yapmak durumuna gelebilir” dedi.

Magnezyum krizi büyüdü, sanayi birlikleri çağrı yaptı

Sanayide çipten sonra darboğazın yaşandığı hammaddelerden biri olan magnezyum tedarikinde kriz büyüyor. Avrupa’nın en önemli metal, otomotiv, hammadde sanayi meslek örgütleri Eurofer, ACEA, Eurometaux, industriAll Europe, ECCA, ESTAL, IMA, EUWA, EuroAlliages, CLEPA ve Metals Packaging Europe konuyla ilgili ortak açıklamada bulunarak, tehlikeye karşı uyardı. Magnezyum kıtlığı konusunda hükümetlerin acil önlem almaması durumunda Avrupa çapında binlerce işletmenin ve milyonlarca iş gücünün tehdit altında uyarısı yapıldı. Sanayiciler, AB Komisyonu’na ve hükümet temsilcilerine Çinli üreticilerle acil toplantı yapılması çağrısında bulundu.

Fosille devam edecek pazarlarda da 3-5 senelik fırsat var

Tedarikçilerin fırsat olarak gördüğü bir diğer alan ise elektrikli araç dönüşümünün geç olacağı pazarlarda fosil yakıtlı araç ihracatına odaklanmak. Albert Saydam, “TAYSAD olarak elektrikleşmenin geç olacağı coğrafyalara yönelik, bakanlığımıza bir model sunma hazırlığındayız. O coğrafyalar bir taraftan elektrikleşmeyi yaparken bir yandan da fosil yakıtlı araçlar üretilecek. Türkiye olarak mesela atak davranıp, oradaki 3-5 yıl sürecek bu fırsattan yararlanabilir. Yani zannetmeyin ki orada kalıcı olunacak ama bir koridor var, o koridoru kullanmamız gerekiyor” açıklamasını yaptı.

Aysel YÜCEL – DÜNYA

LOJİPORT